HUKUK DALI: Medeni Hukuk
============================================================
Yasal tarih veya hukuk tarihi, hukukun nasıl geliştiği ve neden değiştiğini inceler. Hukuk tarihi, medeniyetlerin gelişimi ile yakından bağlantılıdır ve sosyal tarihin daha geniş bağlamında işler. Bazı hukukçular ve hukuk süreci tarihçileri hukuk tarihini, kanunların evriminin kaydı ve çeşitli hukuki kavramların kökenlerini daha iyi anlatan bir bakış açısıyla bu kanunların nasıl geliştiğine dair bir teknik açıklama olarak görmüşlerdir; bazıları ise hukuk tarihini entelektüel tarihin bir dalı olarak görür. Yirminci yüzyıl tarihçileri hukuk tarihini, sosyal tarihçilerin düşüncesiyle paralel bir çizgide, daha bağlamsal bir tarzda ele aldı. Hukuk kurumlarına; karmaşık kurallar, oyuncular ve sembollerden oluşan sistemler olarak baktılar ve bunları toplumla, sivil toplumun belirli yönlerini değiştirmek, onları uyarlamak, direnmesini sağlamak veya teşvik etmek için etkileşime giren unsurlar olarak gördüler. Bu tür hukuk tarihçileri, sosyal bilimler araştırma yöntemleriyle vaka geçmişlerini analiz etme, istatistiksel yöntemler kullanma, davacılar, dilekçe sahipleri ve yasal süreçlerdeki diğer taraflar arasındaki sınıf ayrımlarını ayrımlarını analiz etme eğiliminde oldular. Vaka sonuçlarını, işlem maliyetlerini ve karara bağlanmış dava sayısı analiz ederek, hukuk ve toplumun sadece hukuk teorisi, içtihat hukuku ve medeni hukuk çalışmalarıyla yapılabilecek olandan daha karmaşık bir resmine yasal kurumların, uygulamaların, prosedürlerin ve özetlerin bir analiziyle ulaşır.
== Eski çağlar ==
Milattan önce 3000 yılına kadar uzanan Antik Mısır hukuku, Ma'at kavramına dayanıyordu ve gelenek, retorik konuşma, sosyal eşitlik ve tarafsızlık kavramlarıyla ile nitelendirilebilirdi. Milattan önce 22 yüzyıla gelindiğinde, antik dönem Sümer hükümdarlarından Ur-Nammu, günümüze dek kaybolmamış, ahlaki ifadeler ("eğer ... o zaman...") içeren ilk kanunu hazırladı.
MÖ 1760 civarında, Kral Hammurabi, Babil yasasını tedvin edip taşa yazarak daha da geliştirdi. Hammurabi, kanunu tüm halkın görmesi için birkaç kopyasını Babil krallığı boyunca stellerle dağıttı; bunlar Hammurabi Kanunları olarak tanındı. Bu stellerin günümüze ulaşan en sağlam nüshası 19. yüzyılda İngiliz Asurologlar tarafından keşfedildi ve o zamandan beri İngilizce, Almanca ve Fransızca da dahil olmak üzere çeşitli dillere transliterasyonu tamamen yapıldı ve çevrildi. Antik Yunanların soyut bir kavram olan "hukuk" için tek bir kelimesi yoktur, bunun yerine ilahi kanun (thémis), insan kararı (nomos) ve gelenek (díkē) arasındaki ayrımı korumuşlardır. Yine de Antik Yunan hukuku, demokrasinin gelişmesinde önemli anayasal yenilikler içeriyordu.
== Güney Asya ==
Antik Hindistan ve Çin, farklı hukuk geleneklerini temsil eder ve tarihsel olarak bağımsız hukuk teorisi ve pratiği okullarına sahiptir. M.Ö. 400'den kalma Arthashastra ve M.Ö. 100'den kalma Manusmriti, Hindistan'da etkili olan eserlerdi ve yasal rehber olarak kabul edildiler. Manu'nun temel felsefesi hoşgörü ve çoğulculuktu ve Güneydoğu Asya'da kabul gördü. Hindistan Yarımadası'ndaki Müslüman fetihleri sırasında şeriat, Müslüman sultanlık ve imparatorlukları tarafından, özellikle de Babür İmparatorluğu'nunimparatoru Evrengzib ve çeşitli İslam alimleri tarafından derlenen Fetâvâ-i Hindiyye ile kurulmuştur. İngiliz sömürgeciliğinin ardından, Hindistan Britanya İmparatorluğu'nun bir parçası olduğunda, İslam hukuku ile birlikte Hindu geleneğinin yerini ortak hukuk aldı. Malezya, Brunei, Singapur ve Hong Kong da ortak yasayı kabul etti.
== İslam hukuku ==
Orta Çağ boyunca geliştirilen en önemli hukuk sistemlerinden biri İslam hukuku ve fıkıhtır. İslam hukuku ve fıkhının klasik döneminde İslam hukukçuları tarafından bir dizi önemli hukuk kurumu geliştirilmiştir. Böyle kurumlardan bir tanesi, bir gayri resmi değer aktarım sistemi olan ve 8. yüzyılda fıkıh metinlerinde bahsedilen Hawala'dır. Hawala, kendisinden sonra gelen Fransız medeni hukukundaki Aval'ın ve İtalyan hukukundaki Avallo'nun gelişimini etkilemiştir.
== ==
=== Orta Çağ ===